Thursday, July 14, 2011

HORHOR - fleamarket




İnsanın daha girer girmez "bir varmışşş...bir yokmuşşş..." diye 
masallara başlayabileceği bir yerdeyiz bu hafta


 Horhor'dayız...

Unutmadan..Bilgisayarınızın renk ayarlarıyla onaymayın.. burada her şey sarılı - kırmızılı..



ama bildiğiniz antika satıcılarından farklı olarak tozlu tozlu değil..
ışıldıyorlar sanki her biri kendi zamanından


Doğrusunu söylemek gerekirse içeri girince biraz çekinip dışarıdan bakmak istiyorsunuz..sonrada etrafınıza baktığınızda da tek olmadığınızı anlıyorsunuz..sanırım herkes kendisininden fazla görmüş geçirmiş eşyalara korkuyla karşılık saygı duruyor..



Gerçi  bazı eşyalardan korkmakta haksızda sayılmazsınız..


bazıları da öyle sıcak geliyor ki insana , durup masallarına  kulak misafiri olmak istiyorsunuz...



işte size Horhor'a açılan küçük bir aralık..

boş bir gününüzde zamanda yolculuk yapmak isterseniz Horhor'a mutlaka gidiniz..


Friday, July 8, 2011

Beni bağrına bas - Hold me Closed to your heart





Sıra dışı bir sergi..




ve daha en başından sarsıcı..



bu serginin benim için ayrı bir anlamı daha var
oğlumla gittiğim ilk sergi..
hayır.. sandalyelelerin tepesindeki benim oğlum değil.. :)





Ben fotoğraf çekerken o sergideki dokunulmasına izin verilen tek eseri  "dokunarak" anlamaya çalışıyordu..



aslında biz bu sergiye onun için geldik.
tatilde Bulut'u çok fazla ısırdı sivri sinekler..
elimdeki dergide serginin tanıtımı yapılıyordu ve fotoğrafı gösterip bana "maymun uf" dedi.
ben de bak onu da sivri sinekler ısırmış dedim.
Bulut bu konuşmadan o kadar etkilendi tatil boyunca maymunu sordu.
bizde İstanbul'a döner dönmez soluğu İstiklal Caddesindeki ARTER'da aldık.

İşte sergiden kareler...















Not  : Sergi  21 Ağustos 'a kadar Arter'da izlenebilir.

Not 2 : Bulut'un "uf olmuş maymunu" ise  2. katta.. merak edenlere duyurulur ... :)






Saturday, July 2, 2011

Çukurcuma II



Sıcak bir günde  
Çukurcuma'ya tekrar gidelim, 
bakış açımızı değiştirip tekrar gezelim istedik sokaklarını... 

 
Daha karıştırmadığımız  pek çok kilitli sandık vardı ne de olsa..




Bu sokaklarda dönemler birinin içine girmiş, pek çok zaman aynı anda yaşanıyor gibi..


Ve her eşya kendi dilinde anlatıyor sanki hikayesini..


Bu eski kitaplarda satırlarında olduğu kadar satır aralarında , kapağında, kıvrılmış sayfalarında da pek çok hikaye gizli..




Sanırım bu kitapların en çok da satıcıları kıymetini biliyor...




Çukurcuma'daki her eski eşya konuşuyor, kendi hikayesini ele veriyorda,
sokaklarda gördüğünüz eski fotoğraf makinelerinden ise hiç çıt çıkmıyor..
sanki ona poz verenlerin yüzlerine kondurdukları yalancı gülümsemelere küsüp susmuşlar gibi..
 


Madem onlar susuyor ben tahmin etmeye çalışayım hikayesini :
orta yaşlı bir bayan acil bir fotoğrafa ihtiyaç duyar 
(belki ölen kocasının aylığını bağlatabilmek, belki oğlunun yanına yurtdışına gidebilmek için..vs)
fotoğrafı çektirmiş ama ücretini doğru tahmin edememiş..
ve fotoğrafı almak için en son parasıyle birlikte kendi çantasını da bırakmak zorunda kalır...
Benim  hikayesini anlattığım bayan 2. sıradaki ortadaki olsun..
diğer fotoğraflardakilerin hikayesini ise isterseniz siz yazın..













Tuesday, June 28, 2011

Patlama...

"Şanlıurfa’ya 5 kilometre uzaklıktaki Karaköprü Beldesi’nde bulunan Şanlıurfa-Diyarbakır karayolu üzerindeki akaryakıt istasyonun LPG tankında dün saat 06.30 sıralarında büyük bir patlama meydana geldi. Şiddetli patlamada çevrede bulunan bir lokanta ve bazı apartmanda çökmeler oldu, binaların camları kırıldı, balkon demir ve kapıları tahrip oldu." deniyordu haberlerde...

Sabah sabah canım sıkıldı ve kısa bir süre önce evimizin yakınlarında açılan akaryakıt istasyonu geldi tekrar aklıma. Akaryakıt istasyonunun önünde trafik her sıkıştığında veya yürüğüşe çıktığımızda burada bir patlama olsa kaç kişi yaralanır kaç kişi ölür diye konuşuyoruz. Sonrada bir tek biz mi şikayetçiyiz, hemen yanındaki apartmanlardan hiç mi ses çıkmıyor diyoruz. Çünkü o kadar sessiz sedasız açılmıştı çalışmaya devam etmişti ki..

Ben bunları düşünürken vapur iskeleye yanaştı..
Vapurdan indim ve yürümeye başladım..
Sorularımın cevabı işte orada oturuyordu..


Gelir düzeyimiz, eğitim düzeyimiz ne olursa olsun "bize bir şey olmaz !!! "  mı acaba ???

Sunday, June 26, 2011

Çukurcuma



 Kültür turlarına şimdilik "bir nokta" koyup...



İstiklal Caddesinde Galatasaray Lisesi'nden sola dönüp

"Betül ile Zuhal" in sokağından geçip


 Çukurcuma'nın sokaklarında gezmeye başladık..

 Sanki fonda eski bir melodi vardı..


ve sanki buranın sakinlerini arayanlar


epeydir ulaşamıyor gibi....



Çukurcuma'da kaldırımları 
en az otomobiller kadar eskici arabaları da işgal ediyor...


 ve sanırım burada eşyaların ömürleri sandığımızdan biraz daha uzun....


Başınızı biraz yukarılara kaldırdığınızda ise kulaklarınıza çocuk kahkahaları geliyor..


 Bazı duvarlar ise antika eşyalara inat yapar gibi yaşam enerjisiyle dolu..



Kadın bu sokaklarda da kadın..

indirimi , ayakkabıyı seviyor


Bir saat Çukurcuma  turumuz için çok kısa oldu.

Gezilecek daha pek çok sokak var..

Ve çekilecek daha pek çok fotoğraf karesi.. 








Saturday, June 18, 2011


İlk kez geçtiğimiz yolları renklendiren ve bize yön gösteren babalarımıza....


Babalar Gününüz Kutlu Olsun..

Tuesday, June 14, 2011

Farklı Hayatlar...



Bazılarının hayatında sadece kedisi ve sardunyaları vardır..



Denizi geçip bakış açınızı değiştirdiğinizde ise bambaşka hayatlarla karşılaşırsınız..


 

 İşte bir kaç örnek..


Her sabah önünden geçtiğim ve oturuşundan dolayı yüzünü hiç göremediğim ayakkabı boyacısı..


El emeğim başımın tacıdır diyen
oturduğu merdivenin kalabağına aldırmadan iç dünyasında yaşayan bu teyze..



Ne iş yaparsam yapayım, keyif almalıyım diyen bu mızıkacı..



 Bir de Nerde !! olsa uyurum diyenler..


Eminönü'nde çalışmaya başladığımdan beri dikkat eder oldum bu insanlara..
Bazılarına yaklaştığımı hissediyorum... 
Belki birinin hayat hikayesini buradan  paylaşabilirim sizinle...