Showing posts with label sokak satıcıları. Show all posts
Showing posts with label sokak satıcıları. Show all posts

Monday, October 1, 2012

Sokak Satıcıları...





Sizi bilmem ama ben bayılırım sokakta satılan şeylere, sokak satıcılarına…Almasam bile saatlerce inceleyebilirim tezgahları…Ne kadar karışıksa benim için o kadar makbuldur…dolaşır dururum tezgahın etrafında. Genelde satıcıları da enteresan tiplerdir, görmüş geçirmişlerdir. eğer vaktiniz varsa dinlemeye de değerdir anlattıkları :)




Vietnam sokak satıcıları konusunda bir cennetti benim için. Bir kere fotoğraf çekmenize bırakın kızmayı bayılıyorlar (her türlü işbirliğine hazırlar), ürün yelpazeleri çok geniş ve sektör sektör ayrılmışlar ve de en önemlisi hiç bir şey almasanız bile sizinle iletişime devam ediyorlar.  (Tabii ciddi ciddi bir şeyler alacaksanız da aman dikkat, bol sıfırlı paralarında biraz uyanık olmakta ve sıkı bir pazarlık yapmakta fayda var)


Benim favorilerimden seyyar “book exchange” büroları.
Bir kere okumadan satmıyorlar kitabı, yarısında beğenme iade et geri alıyorlar,
sen deniz-kum-güneş tatil yaparken onlar yanına kadar gelip her dilde hizmet veriyorlar,
daha ne olsun değil mi ?




bayıldığım diğer grupta çerezciler.
Mesela “iki” arkadaş oturuyorsunuz, denizi, gelen geçeni seyrediyorsunuz,laf arasında da bir şeyler atıştırmak istediniz, çağırıyorsunuz hemen en yakın çerezciyi (ki epey bir yakınlar birbirlerine), “göz kararı” alıyorsunuz istediğiniz çerezi, başlıyorsunuz yemeye
ve devam ediyorsunuZ “üç” kişi sohbete :) 




Hadi fındık fıstık “light” şeyler, bir de pahada hafif yükte ağır ürünler var.
Patates olsun, mısır olsun,alırken , pazarlık ederken dikkatli olmak gerekir :) 




Bir de bana çocukluğumu anımsatan satıcılar var.
Artık satılıyor mu bilmiyorum ama ilkokulda, ders çıkışında almaya bayılırdım bu pamuk şekerleri.
Sanırım bir şeyleri öğrenmek (katkı maddesi,hijyen..vs) hayatı epey sıkıcı kılıyor.




Tam olarak emin olmasam da
sanırım bazılarının da evlere,iş yerlerine servisi var :)
Merak edenler için güneş gözlüğü satıyor.





Başta da belirttiğim gibi her bir satıcı işini büyük bir ciddiyetle yapsada
ayrıca öne çıkanlarda oluyor :)
İşinin tüm sorumluluğunu omuzlarında hissetmek böyle bir şey !




Sahildeki satıcıları ise ayrı bir yazıya bırakıyorum.
Çünkü sattıkları da, bizzat kendileri de bunu hak ediyor !




Herkese İyi Haftalar…


Tuesday, July 3, 2012

Sesli düşünceler...



Bursa'da çalıştığım günlerde, bir gün işe giderken yolda BUFSAD'ın temel fotoğrafçılık atölyesinin afişini gördüm.
Daha önceden bilmediğim bir ilgim mi vardı, afiş mi çok etkileyiciydi hatırlamıyorum ama hemen telefon numarası ve adresi kaydettiğimi çok net hatırlıyorum.
Sonra fırsatı bulduğum ilk zamanda da görüşmeye gittim.

.....

Beni çocukluğumdan beri tanıyan bir arkadaşım takılmıştı günün birinde "Zeynep bu kurs olayları tam senin işin"
Sanırım haklı...Her hangi bir konuda kurs veriliyor olması benim " acaba katılsam mı" diye düşünmem için yeterli.
Vietnam'a gelmeseydik mesela İstanbul'da "yazma" kursuna katılacaktım...Eyüboğlu ailesinin kendi yazmalarından oluşan sergisini izledikten sonra bu da aklıma düşmüştü mesela...

.....

Neyse konuya döneyim. Benim kurs görüşmelerim hep kısa sürer, genel olarak hemen işin kayıt kısmına geçerim ki, fotoğrafçılık kursunda da aynen böyle oldu... Ne makinam vardı, ne de bilgim..hatta fotoğraf makinası nasıl tutulur onu bile bilmiyordum.Ama hemen kayıt oldum.
Sonra ilk ders...ilk çekim gezisi derken kurs bitti ve ben bildiğiniz aile fotoğrafı bile çekemez oldum.  Temel fotoğrafçılık eğitimi alanlar bunu iyi bilir :)
İlk makinam ile maceralarım süperdi..çekiyorsun büyük bir ümitle..koştur koştur gidiyorsun fotoğraflarını tab ettirmeye..zarfın içinden çıkarıyorsun fotoğraflarını..bakıyorsun ....sonra omuzların düşüyor..yanlış zarf verildiğini ümit edip zarfın üzerindeki ismi kontrol ediyorsun ve ödemeyi yapıp sessizce mekanı terk ediyorsun...sonra yenilen pehlivan güreşe doymaz gene bir ümit alıyorsun eline makinanı...

Bu kısır döngüden sonra iş değişikliğim oldu..istanbul'a geldim..ve gene bir sürü afiş gördüm yollarda..ama bu sefer afişlerde etkileyiciydi , ben de inanılmaz ilgiliydim bu işe. Geriye dönüp bakıyorum da epey bir kursa katılmışım ve bu işi çok sevmişim.

.....
Uzunca bir süredir de en çok neyi sevdiğimi veya çektiğimi gözlemeye anlamaya çalışıyorum.
Bazı fotoğrafları görüp çok beğensem de günün birinde bende böyle şeyler çekebilmeliyim demiyorum da son derece yalın bir kare  beni kıskançlıktan deliye döndürmeye yetiyor...
Yol uzun..yolculuk keyifli ve daha öğrenilecek, denenecek çok şey var...
Bunları bana düşündüren de bu satıcı kadın oldu..


 

O'nu Nha Trang'a ilk geldiğim günlerde çekmiştim. Sanki bir kartpostal gibi geldi bana bu fotoğraf tekrar bakınca. Çok seviyorum ama sanki ilk günlerimin yabancılığı sinmiş üzerine..

İkinci karedeki, aynı satıcı kadını ise çok daha sonra çektim..
Biraz daha yakınlaşmışım. Biraz daha kendi halinde yakalamışım sanki..


 
Sanırım bu yüzden ben ikici fotoğrafımı daha çok seviyorum.
Doğrusunu yanlışını söylemek bana düşmez. Ben sadece sevdiklerimden, düşündürdüklerinden bahsediyorum.

Başta da dediğim gibi sesli düşünüyorum..