Showing posts with label sesli düşünceler. Show all posts
Showing posts with label sesli düşünceler. Show all posts

Thursday, January 17, 2013

Sesli Düşünceler II



Sesli düşünceler I 'de bahsetmiştim...neler çekmeyi seviyorum, nelere imreniyorum, neleri beğensem de deneyesim gelmiyor diye..

Fotoğraf çekerken sürekli bir arayış halindeyim ve  bu hali de çok seviyorum. Hergün pek çok fotoğraf sitesinden, bloglardan yüzlerce fotoğrafa bakıyorum. Yeni şeyler görmek, onları denemek, sonuçları ne olursa olsun, insana iyi geliyor,kendini, beğenilerini tanımış, "yapılacaklar listesine" yeni yeni maddeler eklemiş oluyor.
Mesela poz verilmiş, her şeyin kusursuz göründüğü kareleri ben pek sevmiyorum. Bu yüzden de şöyle albüme özenle yerleştirilecek, aile büyüklerine verilecek çok az fotoğrafımız var.




 Sonra çok sevimli hayvanları, mükemmel açmış çiçekleri, harika manzaraları da çekmek  pek aklıma gelmiyor.
Sanırım bunda konunun güzelliğinin bize fotoğraf çekmeyi unutturmasının da payı var. Hayran hayran  izleyip, geçip gidiyorum çoğu zaman.
Ama o, sevimli-güzel-mükemmel konulardaki bir terslik,bir farklılık olsun, nerede ,nasıl olursam olayım  fotoğraf makinamı elime mutlaka alıyorum ki, o hallerimi de mutlaka birinin çekmesi lazım. (Mesela artık tek elimle caddeye atlayıp yüzlerce motorun altında kalmasın diye Bulut'u, diğer elimle fotoğraf makinamı tutup, çantalarımızı çaldırmadan ve her hangi bir taşıtın altında kalmadan fotoğraf çekebiliyorum)





Bir de önyargıların fotoğrafını çekmeyi çok seviyorum.
Nedense spor ayakkabıyı gençte, eskileri yaşlıda, teknolojik yenilikleri kentsel mekanlarda görmek istiyor gözümüz. Neden yaşlı bir teyze converse 'pabuç' giymesin, budist bir rahip cep telefonuyla mesajlaşmasın ki ???





....

I mentioned before which subjects i love to take ..
Generally i pursuit of something new and love it very much. Everyday i visit lots of photography websites and blogs and see lots of photos. To look new photos, diffirent subjects and try them with my own camera make me really happy, regardless of my works results and  add new subjects to my “to do list”
For example i dont like photos which look perfect . Because of this we dont have lots of typical family photos for photo albums
And also it does not come to my mind to take wonderful landscapes, cute animals and perfect flowers photos. I think the beauty of the subject effaces to take photo...but when something happens wrong in this perfect frame , i capture it whereever i am and whatever i do.. ( at the same time someone should take my photo :)  )
My other interest is to take our preconception’s photos. We recall sneakers with youths , old things with elderly and new tecnological device with urban spaces. Why not the elderly woman wear  converse shoes, or Buddhist priest messaging with his mobile phone :)

Tuesday, July 3, 2012

Sesli düşünceler...



Bursa'da çalıştığım günlerde, bir gün işe giderken yolda BUFSAD'ın temel fotoğrafçılık atölyesinin afişini gördüm.
Daha önceden bilmediğim bir ilgim mi vardı, afiş mi çok etkileyiciydi hatırlamıyorum ama hemen telefon numarası ve adresi kaydettiğimi çok net hatırlıyorum.
Sonra fırsatı bulduğum ilk zamanda da görüşmeye gittim.

.....

Beni çocukluğumdan beri tanıyan bir arkadaşım takılmıştı günün birinde "Zeynep bu kurs olayları tam senin işin"
Sanırım haklı...Her hangi bir konuda kurs veriliyor olması benim " acaba katılsam mı" diye düşünmem için yeterli.
Vietnam'a gelmeseydik mesela İstanbul'da "yazma" kursuna katılacaktım...Eyüboğlu ailesinin kendi yazmalarından oluşan sergisini izledikten sonra bu da aklıma düşmüştü mesela...

.....

Neyse konuya döneyim. Benim kurs görüşmelerim hep kısa sürer, genel olarak hemen işin kayıt kısmına geçerim ki, fotoğrafçılık kursunda da aynen böyle oldu... Ne makinam vardı, ne de bilgim..hatta fotoğraf makinası nasıl tutulur onu bile bilmiyordum.Ama hemen kayıt oldum.
Sonra ilk ders...ilk çekim gezisi derken kurs bitti ve ben bildiğiniz aile fotoğrafı bile çekemez oldum.  Temel fotoğrafçılık eğitimi alanlar bunu iyi bilir :)
İlk makinam ile maceralarım süperdi..çekiyorsun büyük bir ümitle..koştur koştur gidiyorsun fotoğraflarını tab ettirmeye..zarfın içinden çıkarıyorsun fotoğraflarını..bakıyorsun ....sonra omuzların düşüyor..yanlış zarf verildiğini ümit edip zarfın üzerindeki ismi kontrol ediyorsun ve ödemeyi yapıp sessizce mekanı terk ediyorsun...sonra yenilen pehlivan güreşe doymaz gene bir ümit alıyorsun eline makinanı...

Bu kısır döngüden sonra iş değişikliğim oldu..istanbul'a geldim..ve gene bir sürü afiş gördüm yollarda..ama bu sefer afişlerde etkileyiciydi , ben de inanılmaz ilgiliydim bu işe. Geriye dönüp bakıyorum da epey bir kursa katılmışım ve bu işi çok sevmişim.

.....
Uzunca bir süredir de en çok neyi sevdiğimi veya çektiğimi gözlemeye anlamaya çalışıyorum.
Bazı fotoğrafları görüp çok beğensem de günün birinde bende böyle şeyler çekebilmeliyim demiyorum da son derece yalın bir kare  beni kıskançlıktan deliye döndürmeye yetiyor...
Yol uzun..yolculuk keyifli ve daha öğrenilecek, denenecek çok şey var...
Bunları bana düşündüren de bu satıcı kadın oldu..


 

O'nu Nha Trang'a ilk geldiğim günlerde çekmiştim. Sanki bir kartpostal gibi geldi bana bu fotoğraf tekrar bakınca. Çok seviyorum ama sanki ilk günlerimin yabancılığı sinmiş üzerine..

İkinci karedeki, aynı satıcı kadını ise çok daha sonra çektim..
Biraz daha yakınlaşmışım. Biraz daha kendi halinde yakalamışım sanki..


 
Sanırım bu yüzden ben ikici fotoğrafımı daha çok seviyorum.
Doğrusunu yanlışını söylemek bana düşmez. Ben sadece sevdiklerimden, düşündürdüklerinden bahsediyorum.

Başta da dediğim gibi sesli düşünüyorum..