Friday, April 27, 2012

Bugün ne pişirsem ?



Yemek bloglarını çok severim…
Bol fotoğraflılardır ve mis gibi kokarlar…
Kendinizi mukemmel bir aşçı gibi hissettirirler..
Alışveriş listenizi zenginleştirirler..
Mesela daha önce meyve, yoğurt , ekmek aldığınız markette düşman çatlatarak akçağaç şurubu aramanızı sağlarlar..
Genel olarak hayatı sonuna kadar keyif alarak yaşamayı seven insanlar tarafından yazılırlar, sizde okurken pek bir keyiflenirsiniz…
ve daha sayabileceğimiz pek çok olumlu özelliği vardır…
Bunlar benim turisttik yorumlarımdı..
(çünkü bu blogları tüm hevesimle gezer, alışverişimi yapar ,tarifleri evde denemeyi unutur çıkarım)
taaa ki bu yazıyı yazıncaya kadar..
şimdi anlıyorum ki
bence çaktırmadan en çok sabır, özen ve emek isteyen bloglardan birisiymiş
yemek blogları…
bir kere yapacaksın..yaptığın güzel olacak, mis gibi kokacak..sen yemeden, ikram etmeden, havasını atmadan fotoğraflayacaksın..
hadi yaptın hepsini sonra o yemek sonrası rehavetiyle yaptığını unutmadan yazacaksın..
zor işmiş zor..!!!
bu girişten sonra yemek tarifi vereceğimi sananlar yanılıyorlar :)
zor dedik ya işte..hemen kolaya kaçıp, işi alışveriş kısmında bırakıyorum
ve sizi Nha Trang’da yaptığım alışverişle başbaşa bırakıyorum..
fotoğraf çekerken yanımda her yeri karıştıran oğlumda olduğundan
çektiklerimden bilmediklerimin ismini not alamadım..
zaten alsaydım da pek bir işinize yaramıyacağını tahmin ediyorum, ezberleyecek haliniz yok..
sonuçta bir yerde görürseniz, işaret edersiniz verirler..
bir yerde de karşınıza çıkmazsa da hiç sorun yok..
ama fotoğrafın altına da iki satır bir şey yazmak lazım,boş boş güzel durmuyor
en iyisi ben çektiklerime verdiğim isimleri yazayım..
unutmadan kültürümüzde “göz hakkı” diye de bir şey var
özenen olursa da bi zahmet mail atıversin, gelirken getiririm :) )
haydi iyi haftasonları !!!




“sosyete bamyası” koydum bu bamyaların ismini ve iddia ediyorum bamya bu boyutta olmalı !
küçük küçük milyarlarca bamyayı hem soyup hem de afiyetle yemen mümkün değil




bu muzun ismi de  “diyet muz”
sonuçta zayıflamak istiyorsan porsiyonları küçültmek şart




Bunun ismi de ” saçaklı”
daha tadına bakmadım, belki bakınca ismini de değiştiririm




bu meyvenin ismi de “elleme oğlum”
fotoğrafını çekerken Bulut yemesin diye belki 100 kere tekrar ettim..bir nevi isim annesiyim





 
” yemeye kıyamadığım”
tablo gibi, soyup yemek mümkün değil..


 


son olarak da ” saygı lütfen” geliyor..
nasıl kokuyordu anlatamam..insanın bunu yemeyi akıl etmesi için gerçekten aç kalması lazım..
:)
bu yazımı sevgili arkadaşım Nesli’ye ithaf ediyorum…
Share

11 comments:

Gulcin said...

elleme oglum cok guzelmis hakikaten :)
ama olmaz biz bunlardan yapilan yemekleri de gormek isteriz :)

ben de yemek blogu yazanlari cok takdir ediyorum ben hayatta yapamam hayatta :)

zeynep said...

evet Gülçin, çok zor bence de, biz hep yemek bitince " aaa fotoğraf çektirmedik" diyen gruba dahiliz..hep sonradan aklıma geliyor :))

sonsuz dekorasyon said...

ne enteresan meyveler öyle bunlar :))

zeynep said...

evet gerçekten de öylelerdi. Bloguma hoşgeldiniz buarada :))

yolcu said...

Çok ilginç meyveler var dünyada gerçekten. Şu üzerinde çiçek varmış gibi duran ve siyah eriğe benzeyen şeyler fena durmuyor sanki. :)

Bamyalar gerçekten büyükmüş. Bizim bamyalar büyük olunca, içi bol çekirdekli oluyor. Ben de bunu pek sevmiyorum. Onlar nasıl acaba?

zeynep said...

Yolcu; Bahsettiğiniz meyvenin tadına baktım..biraz hayal kırıklığıydı sanki..daha doğrusu pembe olan "dragon fruit" beklentimi o kadar yükseltti ki, henüz onun kadar beğendiğim olmadı..
Bamyaya gelince inanılmaz büyük çekirdekleri var..normalde bende çekirdeklisini sevmezdim ama pişirince sevimli geldi nedense bunlar..
Herkes çektiklerimin içini de merak ediyor..ilk fırsatta iç-dış bir yazı yayınlayacağım :)

Berceste said...

Elleme oglum, Passion Fruit mu, baska bir meyve mi? Eger Passion Fruit ise pek guzeldir. Meyve suyu olarak da cok severim :) Pasiflora'nin bir cesidinin meyvesidir.

Dragon Fruit da, UK'de beni hayal kirikligina ugratmisti, tadini hic sevmemistim. Yorum yazan ve Uzak Dogu'da yasayanlar bizim buralarda tadi cok guzel demislerdi :) Ingiltere'ye dogru yola cikmadan once ham toplaniyor herhalde, tadi tam yerine oturmadan. Bizzat yetistigi yerde yiyenler memnun diye dusunmustum :)

zeynep said...

Berceste; "elleme oğlum" passion fruit değil ama adını da hala öğrenemedim. Passion fruit; "saçaklı". İlk başta çok tatsız gelmişti ama dediğin gibi onunla hazırlanan şeyleri sevmeye başlayınca fikrim değişti, artık her fırsatta eve alıyorum, oğlumda bayılıyor laf aramızda.
Dragon Fruit benim favorim. Doyamıyorum hala. Sanırım yerinde tüketmemizden kaynaklanıyor bu beğenimiz. 2 sene önce ilk hollandada görmüştüm ve tipi dışında beğenmemiş, çok pahalı olmasına da anlam verememiştim.
Bir de geçenlerde içi de pembe olan cinsini buldum, ilk fırsatta paylaşacağım fotoğraflarını sizlerle..

Berceste said...

Ah Dragon Fruit de bir de ici pembe, beyaz farki var degil mi, bizimki beyazdi. Ama hic tadi yoktu iste :( Ben de sirf gorunumune kanip aldimdi :) Kesinlikle cok cekici :)

Bu sefer usenmedim, Google teyzeye sordum Passion Fruit fotograflarini goster bana diye, sacakliya benzer yok hic :( Elleme ogluma daha cok benzemekle birlikte, Elleme oglum'da tombik patlicaninki gibi yaprakimsi birseyler gorunuyor, Passion Fruit'da o kisimlar yok erik gibi. Keske kesit incelemesi de yapsaymisiz :) Benim bitkilere merakim coktur. Boyle inceden inceye irdelemem ondandir :(( S1k1yorsam haber edin lutfen...

Sevgiyle...

zeynep said...

Berceste; ne sıkması olur mu hiç :)
Sizin yorumdan sonra ben hafızama güvenemedim açtım diğer blogumu (http://www.studiobluez.com/) oradaki yorumları kontrol ettim. Bir arkadaşım Sri Lanka gezisinde saçaklıyı denediğinden, hatta içinin sarımsak gibi olduğundan bahsetmiş, o zaman daha içlerini bilmediğimden fark etmemiştim. İçi sarımsak gibi olan benim "elleme oğlum" .
Saçaklının gerçek kimliğine gelince bana adını söyleyen arkadaşımın verdiği linki kontrol ettim tekrar ve gerçekten saçaklıya benzemiyor. Sanırım bu passion fruit ikisinin arasında bir meyve.
Bu yazıdan sonra meyvelerin içini soran o kadar çok arkadaşım oldu ki, en kısa zamanda iç-dış fotoğraflarını çekeceğim.
Bu yanlış anlaşma sonrasında da ben arka fonu beyaz yapayım en iyisi sizin için, malum epey bir uğraştırdık :))

Berceste said...

Himm fotograflardaki imzanin sirri da cozuldu :) Bir baska site imis :)

Evet evet boyle yeni vatandaslarda tum detaylar gerekli :)

Aradigim cok bitki var, adini bulmak istedigim. Ama hep cicege odaklaniyorum ben de. Bunun yapragi var, sapi var degil mi? Illa ben cicegi cekecegim :)

Zemin rengi icin yeniden tesekkurler.